LEGO Star Wars: The Skywalker Saga Oyunu

LEGO Star Wars: The Skywalker Saga Açılış Ekranı
İşte başlıyoruz!!

Bugün hayvan yazısı serimize kısa bir ara verip, 5 Nisan’da çıkmış olan LEGO Star Wars: The Skywalker Saga oyununa şöyle bir göz atacağız. Aşağı yukarı 2 yıl önce çıkacağı söylenildiğinden beri gerçekten gün sayıyorum, ha çıktı ha çıkacak diye. Ertelendi, ertelendi, ve sonunda çıktı. Ben de elimden geldiğince kısa bir sürede şöyle bir göz attım oyuna.

Öncelikle şunu belirteyim, bu detaylı bir inceleme yazısı değil. Henüz oyunu bitirmedim, açıkçası hemen bitirmek gibi de bir niyetim yok. Tadını çıkara çıkara oynamayı düşünüyorum. Bu yazıda biraz LEGO Star Wars: The Skywalker Saga oyunundan, biraz da ondan önce çıkan LEGO Star Wars oyunlarından bahsedeceğim. Ama önce kendi Star Wars ve bilgisayar oyunu geçmişime biraz değinmek istiyorum.

Star Wars filmleri

Benim ilk Star Wars filmlerim, Qui-Gon Jinn ve Obi-Wan Kenobi ile başlayan, Anakin’in çocukluğundan Darth Vader olmasına kadarki süreci anlatan The Phantom Menace, Attack of the Clones ve Revenge of the Sith üçlemesi. 18 yaşındaydım The Phantom Menace çıktığında. Sinemayı o zamanlar çok yakından takip etmediğim için, filmlerin üçünü de CD’den izlemiştim. Ne yalan söyleyeyim, çok kaliteli çekimler değillerdi. Dolayısıyla filmin havasına pek girememiştim. Evde de hiçbir zaman Star Wars tutkusuyla yanan biri olmadığı için, herhangi bir bilim kurgu filmi gibi izledim bunları.

80’lerde çıkan orijinal üçlemeyi izlediğimdeyse 25 yaşındaydım. Filmler çıkalı 20-25 yıl olmuştu, ve ben arada bir sürü iyi film izlemiştim. Evet, bunlar da iyi filmlerdi ama, çok aman aman bir yenilik yoktu benim için. Star Wars hayranları yanlış anlamasın, zamanının çığır açan filmlerinden olabilir. Ama 2000’li yıllarda 80’lerin filmlerini izlemek, hele bir de konuyla çok bir bağınız yoksa, bir anlam ifade etmiyor.

Derken, sanırım 2005 yılında olması gerek, LEGO Star Wars: The Video Game çıktı, ve benim ilk Star Wars filmlerimi ele alıyordu. İlk lisanslı LEGO oyunlarının arasındaydı, ve sanırım Tt Games’in yaptığı ilk LEGO oyunuydu. Üç kez bitirdim oyunu. O kadar eğlenceliydi ki. Konuşma yoktu, ama mimik ve jestlerden herşeyi anlamak mümkündü. Eğer filmleri de biliyorsanız, oyunlardaki komedi faktörü daha bir anlamlı oluyordu.

LEGO Star Wars oyunları

Bunu LEGO Star Wars II: The Original Trilogy ve LEGO Star Wars III: The Clone Wars oyunları izledi. 2016’da da The Force Awakens’ın oyunu çıktı. Sonuncusu dışında, hepsini defalarca oynadım, defalarca bitirdim. Star Wars hayranı olmadığım halde, LEGO sayesinde bir sürü karakter öğrendim. Filmlerden hatırlamadığım sahnelerin hepsini oyunlar sayesinde ezberledim.

Bilgisayar oyunları… ve ben!

Kendimi bildim bileli bilgisayar oyunlarını severim. 80’lerde orta gelirli bir ailenin çocuğu olarak bilgisayar benim için büyük bir lükstü. Daha da önemlisi, bilgisayar babamın çalışma aracıydı. 10-15 dakika sarı-siyah ekranda Tetris oynayarak başlayan yolculuğum, renkli ekran, daha karmaşık oyunlar, daha kapsamlı bilgisayarlar, ve en sonunda kendi bilgisayarımı aldıktan sonra önüme geleni oynamamla devam etti.

Tabii küçük bir detayı atlamamak gerek. Bilgisayar oyunu oynamayı sevmek başka, bunu becerebilmek bambaşka. Ben sevmekle yetiniyorum. Lise çağında fark ettim ki, benim öyle karmaşık oyunları oynayabilme gibi bir yeteneğim yok. Zor bulmacaları çözemiyorum, FPS türü oyunlar başımı döndürüyor, nerdeyim, nereye gideceğim anlamıyorum, tuş kombinasyonları ise tam bir kâbus. Zorla değil ya, beceremiyorum işte. Peki bu beni durdurdu mu? Tabii ki hayır. Bir kızın bilgisayarda oyun oynamasının dehşetle karşılandığı bir zamanda, inadım inat diyerek her türlü oyunu denedim. Ta ki “tam bana göre” diyebileceğim oyunları bulana kadar.

Hologram vericisini ayarlamak da çok kolay olmasa gerek…

LEGO oyunları gerçekten tam bana göre. Zorlanmıyorum, karakter öldüğünde strese girmiyorum, ve o kadar çok absürtlük içeriyor ki, inanılmaz eğleniyorum. Üstelik oturup izlemeye her zaman vakit bulamadığım, sevdiğim filmleri, o filmlerde oynayan karakterlerle baştan defalarca oynayabiliyorum. LEGO manyaklığımı tatmin etmesi ise bonus.

Çenem düştü gene değil mi? Tamam tamam, bu kadar nostalji yeter. Yazının asıl konusuna geçeyim en iyisi.

LEGO Star Wars: The Skywalker Saga

Oyunun fragmanında da zaten gösteriyor ama, oyun şimdiye kadar çıkan 9 filmi barındırıyor içinde. Üç tane üçleme. İstediğiniz üçlemeden başlayabiliyorsunuz ama, ilk bölümü bitirmeden diğer bölümler (yani filmler) açılmıyor. Ben tabii ki The Phantom Menace’tan başladım.

LEGO Star Wars: The Skywalker Saga ekran görüntüsü
Qui-Gon Jinn Tatooine’de poz veriyor.

Daha önceki oyunlarda alışık olduğum düzenin olmaması, beni ilk başlarda biraz zorladı açıkçası. LEGO oyunlarını sadece klavyeden oynamaya alışmışım, fareyi de kullanmak biraz garip geldi. Bir de benim WASD tuşlarını kullanmamak gibi bir huyum var, bu oyunda hareket onlarla oluyor. Tabii değiştirmek mümkün, ama bir deneyeyim dedim, kıvırabilecek miyim acaba diye. Anlaşılan bu arada ben de biraz değişmişim ki, çok aşırı zorlamadı.

Yaklaşık bir saat oynadım oyunu, dolayısıyla çok ilerleme fırsatım olmadı. Neyin ne olduğunu anlayacak şansım da olmadı. Ne zaman hikâye bölümü oynanıyor, ne zaman serbest dolaşıyoruz, bu uzay gemisinin içi neden labirent gibi, şurdaki yaratık ne istiyor, bölümün tekrarı nerde, gezegenler arası nasıl dolaşılıyor…

Bazı şeyler değişmemiş. Komiklik yine var, istemediğiniz kadar. Uzun zamandır LEGO oyunlarında konuşma vardı zaten, LEGO Star Wars: The Skywalker Saga için de geçerli bu. Ama bu sefer Tt Games küçük bir güzellik yapmış, ve “Mumble Mode” diye bir seçenek eklemiş. Bu modu aktif hale getirdiğinizde, tıpkı ilk oyunlarda olduğu gibi karakterler konuşmak yerine homurdanıyor. Eski oyunlara gönderme yapan bu mod, güzel bir detay olmuş bence.

Grafiklerden, oyun içi sinematik sahnelerden, ve animasyonlardan çok fazla bahsetmeyeceğim. Birincisi, LEGO oyunları dışında karşılaştırma yapabileceğim fazla oyun yok. İkincisi, teknoloji bu kadar hızla ilerlerken, çıkan her yeni oyunun grafiklerinin daha iyi olması çok doğal bir şey. Ama şu küçük videoyu paylaşmadan da geçemem, daha başlar başlamaz beni gülümsetmeyi başardı çünkü.

 

Oyunda şimdilik son durağım Coruscant. Naboo’yu kuşatan uzay gemisinden kaçtım, Jar Jar Binks’i buldum, Amidala’yı kurtardım, ve Tatooine’e geldim. Sırada ne var? Mos Espa Pod Race. İlk oyunlarda en sevmediğim bölümdü bu, bir türlü zamanında bitiremezdim çünkü. Ama geçmek de gerek, yoksa devam edemeyeceğim. Ne mi oldu? Tabii ki ilk seferinde çuvalladım :) Neyse, en azından ikincide zamanında bitirdim de, oyun ilerledi. Zaten ondan sonra “Şimdilik yeter bu kadar” deyip yazıya oturdum.

Anakin’in yarışı kazanmasına herkes çok sevindi… ama hiçbiri benim kadar değil :)))

Genel İzlenim

Konu LEGO oyunları olunca objektif olamıyorum. Eğer LEGO hayranıysanız, üstüne üstlük Star Wars’u da seviyorsanız, LEGO Star Wars: The Skywalker Saga bence oynamaya değer bir oyun. İnternette oyun süresine yaklaşık 75-90 saat diyor. Bu tür bir süre benim için hiç geçerli olmadı, çünkü dönüp dolaşıp tekrardan oynadım her zaman. Aradan yıllar geçti, yine yükledim, yine oynadım. LEGO oyunlarının yeri bir başka. Dedim ya, hem sevdiğim, hem de oynamayı becerebildiğim sayılı oyunlar arasında.

Açıkçası, bu kadar uzun bir beklemeden sonra, LEGO Star Wars: The Skywalker Saga oyunundan ne öğreneceğimi, neleri tekrardan hatırlayacağımı çok merak ediyorum. Ayrıca LEGO Grubu’na ve Tt Games’e de teşekkürler, benim gibilerin severek oynayabileceği bu oyunları yaptıkları için.

LEGO Star Wars Skywalker Saga Coruscant
İngilizce bilmeyenler için Aurebesh dilinde altyazı yazmaları da çok düşünceli olmuş.

Eğer siz de LEGO oyunlarıyla ilgili anı ya da deneyimlerinizi paylaşmak isterseniz, aşağıdaki kutucuktan yorum yapabilirsiniz :)

 

Resim Kaynakları:

Bütün resimler LEGO Star Wars: The Skywalker Saga oyununun içinden alınan ekran görüntüleridir. Önceki LEGO Star Wars oyunlarının kapak resimleri de Wikipedia’dan yürütüldü.

2 Comments

  1. Minifigürist

    Öğrencilik yıllarımdayken bu oyunlardan birini o zamanların meşhur illegal yöntemlerinden biri ile bilgisayara indirmiştim. Tabi oyun korsan paylaşım olunca o dönemlerde veri boyutunu düşürmek için oyunun içinden bir takım fonksiyonlarını kesip biçerek paylaşıma sunmak kaçınılmaz bir durumdu. İndirdiğim oyunda da “diyalog olmamasını” ben buna bağlayıp oyundan soğumuştum. Bölüm boyunca topladığım lego parçalarının, aldığım en ufak bir hasarda etrafa dağılması sonrasında, onları kaybolmadan deli dana gibi geri toplamaya çalışmak ve bu sırada yeni hasar almamaya çalışmak ciddi bir hengameye neden oluyordu. :)

  2. Pınar

    Hahahaha, ciddi misin? O kadar LEGO oyunu oynadım, hiç bu yüzden olabileceğini düşünmedim. İlginç bir bakış açısıymış. Diğeri de hâlâ var bu arada, ölünce bir miktar para parçası dağılıyor sağa sola. Ben “Hah, yine incilerim dağıldı” deyip, toplayabildiğimi toplayıp devam ediyorum :)

Bir yanıt yazın

Back to Top